İlişkilerde ilgisizlik sorununa farklı bir bakış açısı

İlgisizlik sorunu birçok açıdan ele alınabilecek çok boyutlu bir sorundur. Bu yazıda bu boyutlardan en sık olarak karşımıza çıkanlardan birini ele alacağım. Sürekli yakınma ve yargılama modunda olmak.

Yorucu veya stresli bir günün ardından, kendinizi pek de iyi hissetmediğinizi düşünün. Üzüntü, öfke, kaygı, suçluluk, utanç gibi duygularla boğuşuyor olabilirsiniz.

Kendinizi iyi hissetmek için eşinizle evde veya dışarıda birlikte vakit geçirmeyi hayal edebilirsiniz. Belki yaşadığınız sıkıntılarınızı ona anlatıp rahatlamak istiyorsunuz. Ya da birlikte bir film izleyip sonrasında uzun uzun sohbet etmeyi diliyorsunuz.

Ancak eşinizle bir araya geldiğinizde onun o gün pek de empatik, destekleyici ve enerjik bir modda olmadığını gördüğünüzü düşünelim. Hatta belki de kafa dağıtmak için akşam arkadaşlarıyla görüşmek istediğini söylemiş olabilir. Kendinizi nasıl hissedersiniz? Nasıl bir tepki verirsiniz?

Ona ne kadar ilgisiz, bencil, anlayışsız olduğunu söyleyebilirsiniz. Kötü birgün geçirdiğinizi ve onun bu konuda hiçbir şey yapmamasını kabullenmeyeceğinizi haykırabilirsiniz. Siz ona söylemeden onun sizin ilgiye ihtiyaç duyduğunuzu anlayıp birşeyler yapmasını bekliyor olabilirsiniz.

SİZ iyi hissetmediğiniz için onun da o akşam kendisine ayırmak istediği zamanı size ayırması gerektiğini, arkadaşlarıyla o akşam görüşmemesi gerektiğini düşünebilirsiniz.

Bu tür bir durumu sık bir şekilde yaşamaya başlamışsanız aşağıdaki kısır döngüye girmiş olabilirsiniz. Bu toksik kısır döngü eşlerin arasında zaman içinde bir duvar örülmesine neden olmaktadır:

KENDİ DUYGULARINIZIN SORUMLULUĞUNU EŞİNİZE YÜKLEMEK VE ONU SUÇLAMAK

Bu toksik bir durum yaratır çünkü aslında bencillik algısı yaratabilir. Farkında olmadan eşinize onun ihtiyaçlarının kendi ihtiyaçlarınız kadar önemli olmadığını, kendinizi kurban gibi gördüğünüzü ve onun desteğine muhtaç olduğunuzu, başka bir çözüm görmediğinizi söylemiş olursunuz.

Bir çeşit bağımlı bir ilişki durumu oluşur. Eşiniz sizin onayınız olmadan bir plan yapamayacağını hisseder. Evdeki en gündelik aktiviteler bile, kitap okumak ya da tv izlemek gibi, planlanıp ortak karara bağlanmalıdır. Bu ilişkideki birisi kötü hissediyorsa diğeri hemen tüm kişisel ihtiyaçlarını bir kenara koymalıdır.

Bu kısır döngü bir süre sonra gücenme ve dargınlıklara neden olur. Suçlanan eş diğerinin mutluluğu misyonunu üstlenmiş gibi hisseder. Suçlayan eş ise kendi mutsuzluğunun asıl nedenlerinin yeterince farkında değildir. İlgisizlikten dolayı yakınan bir eşin aşağıdaki türde bireysel sorunları olabilir:

  • Özellikle çocukluk döneminde işlenmemiş travmalar,
  • Kendi ailesiyle ya da sosyal ilişkilerinde devam eden sorunlar,
  • Kariyeriyle ilgili sıkıntılar,
  • Özgüven eksiklikleri,
  • Kendini değersiz birisi olarak görme,
  • Takıntılı düşünce-davranışlar,
  • Gündelik yaşamında kendisine yeterince kaliteli zaman ayırmamak,
  • İlgi alanlarının olmaması,
  • Zamanını genelde düşüncelere dalarak geçirmek,
  • Fiziksel aktivitelere önem vermemek,
  • Sağlıklı beslenmemek

vb. birçok etken kişinin kendi sorumluluğunda olan konulardır.

Bu konuların çözümünde eşe sorumluluklar yüklemek ve beklenti içerisinde olmak ilişkiyi çıkmaza sokar ve yıpratır. Çünkü bu tür bir sorumluluğu üstlenip eşinin sorunlarını çözmek mümkün değildir. Eşine nasıl yaklaşırsa yaklaşsın onun pek de mutlu olmadığını görür.

Kendinden verdiği ödünlere rağmen suçlamalarla karşılaştıkça araya duygusal bir mesafe girebilir, eşine karşı sert ve onun istek-hayallerine karşı manipülatif birisi haline gelebilir.

Eşiyle zaman geçirdiğinde onun yaşadığı sorunlar daha çok konuşuluyordur. Bu durum da diğeri bu ilişkiden beslenemediğini hisseder ve eşiyle zaman geçirmek yorucu olmaya başlar. İşte bu noktada gerçekten de eşine ayırdığı zaman belirgin şekilde azalabilir.

Sorunun çözümü için madalyonun her iki tarafına da bakalım:

İLGİSİZLİK SORUNUNDA SUÇLAMA YERİNE NELER YAPABİLİRSİNİZ?

  • Kendi sorunlarınızın ve duygularınızın sorumluluğunu alın. Bunların çözüm merkezi olarak eşinizi görmeyin. Eşler tabi ki birbirine destek verebilirler ancak bu bir zorunluluk gibi algılanmamalıdır. Destekleyici olmakla zorunda olmak iki farklı şeydir. Bireysel problemleriniz ön plandaysa bu konuda bireysel danışmanlık/terapi alabilirsiniz.
  • Kendi ihtiyaçlarınızı ve duygularınızı eşinize suçlamalarla yansıtmadığınızda arada pozitif bir ortam oluşabilmektedir. Evliliği birbirinizi taşımak yerine yan yana yürüdüğünüz bir yolculuk olarak gördüğünüzde aradaki sıcaklık artacak ve ilgi doğal olarak artacaktır.
  • Eşinizle zaman geçirme isteklerinizi uygun zamanda, daha açık, somut önerilerle ve her iki tarafın keyif alabileceği aktivitelerle destekleyerek ortak şekilde planlamak daha iyi bir seçenek olacaktır.

İLGİSİZLİĞİNİZ İÇİN SUÇLANIYORSANIZ NE YAPMAK GEREKİR?

  • Öfkenizin farkında olun. Eşinizin yakınmaları sizi rahatsız ediyor ve bunaltıyor olabilir. Aktif veya pasif agresyon göstermeye başladığınızda bu her ikinizi kısır döngüye sokar. Öfkeniz size birşeylerin farklı olması gerektiğini söyleyen bir işarettir. Eşinizin öfkesi de aynı şekilde.. Dolayısıyla bu öfkeye hoşgörü gösterin ve farklı açılardan bakmaya çalışın.
  • Eşiniz sürekli yakınıyorsa sizin payınıza düşen taraflara odaklanın. Haklı olduğu noktaları fark edin. Onun asıl ihtiyaçları ile temas kurun. Değerli hissetme, güvende hissetme, sevilme, takdir edilme, onaylanma, gevşeme/konfor vb. Eşinizle aslı da ne kadarbenzer şeylere ihtiyaç duyduğunuzu fark ederseniz şaşırmayın!
  • Rutinleriniz olsun. İlişkiler düzenli bakım verilmesi gereken çiçekler gibidir. Kendi haline bırakıldığında canlığını kaybetmeye başlar. Birbirinize ilgi göstermeyi akışa bırakmakla yetinmeyin. Hayatın sorumlulukları ve karmaşası içinde kaybolabilirsiniz. Belirli rutinleriniz olsun. Haftada bir film, dışarıya çıkmak, her akşam 20 dk. tamamen birbirinize yönelerek sohbet gibi.

Uzm. Psk. Cem Gümüş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir